Döngü

Seni sen yapan ne?

Müzik zevkin mi ? Müzik zevkini belirleyen ne ?

Giydiğin ayakkabı mı ? Peki hangi renk ?

Biriktirdiğin anıların mı ? Kaç tanesini hatırladığını sayabilir misin ?

Seni sen yapan duyguların veya hissettiklerin mi ?

Seni sen yapan aslında senden çıkan her şey. Senden açığa çıkanlar sana tekrar geri dönüp bir kontrol ve filtre devresinde geçmiş veriler ile karşılaştırılarak yeni bir çıktı olarak senden çıkıyor . İşte bu döngü“loop “ seni sen yapıyor. Sen sabit bir şey değilsin ve her an yenilenmektesin!

Bu yüzden eskiden dinlediğin bir şarkı şuan sana güzel gelmiyor veya sende aynı hisleri uyandırmıyor olabilir.Çünkü zamanla üzerine bir sürü güzel müzik dinledin ve müzik zevkinde bu yönde değişti. Eğer şu üç döneminde dinlediğin bir şarkı değilse. Bebeklik , çocukluk ve ergenlik.

Bebekliğini hatırlayan var mıdır bilmem ama kimsenin ninniyi sevmiyorum diyeceğini düşünmüyorum. Annelerimizin ninnileriyle büyümedik mi nasıl sevmeyiz .

Çocukluk, eğer 90 larda çocuksan Barış Manço’yu , MFÖ ‘nı  kesinlikle seviyorsundur. Ne zaman radyoda uzun zamandır dinlemediğim bir Barış Manço şarkısı çalsa neşelenirim, duygulanırım çeşitli hislere bürünürüm.

Ergenlik , işte olayın koptuğu yer burası. Özentilikten kaynaklı bir müzik zevkinden gerçekten müzikten zevk aldığın şarkıları dinlemeye kadar gider bu dönem. Ama bu dönemde ne kadar çeşitli türde müzik dinlersen ilerideki müzik zevkinin temellerini burada atıyorsun.

Yetişkinliğine geldiğinde belki karakterin daha sakin birisi oluveriyor. Ergenliğinde metal müzik dinlemeyi seviyordun ama şimdi çokta seni cezbetmiyor diyelim. Bir gün sadece bir riff duyuyorsun, ve o riff beyninin en ücra köşelerinden sana bir şarkıyı ve o şarkıda sana bir anıyı hatırlatıyor. Bir bakmışsın kendini “Turn the Page” dinlerken buluyorsun.

Beynimizin derinliklerinde , en ücra köşelerinde yada bilimsel olarak konuşursak birçok farklı konumdaki snapsın bir anda elektriksel etkileşime geçmesi ile unuttuğumuzu düşündüğümüz bir veri o an bulunduğun koşulların çıktısı ile döngülenerek sana kendini hatırlatıyor.

“ Heyy ben burdayım , ne de çabuk unuttun birlikte headbang yapıtğımız günleri der gibi “ 🙂

Müzik sadece bir örnek , sabit fikirli kalmayın kendinizi her şekilde yeniye açık bırakın. Denemekten korkmayın .Beyninizi aktif edecek şeylerle uğraşın, boş şeylere ehemmiyet vermeyin. Yüz çeşit ayakkabında olsa sadece birkaç tanesini giyiyor olacaksın. Çünkü beyin veri tabanında seni sen yapan bir ayakkabı stilin ve sevdiğin renkler var. Bir ayakkabının beş çeşit rengini de alsan sadece bir veya iki tanesini kullanacaksın. Moda akımlarına kapılmayın.  kendiniz olun!.

Bütün deneyim ve tecrübelerinizin sonucunda sizden çıkanlar sizden tekrar yoğrularak sizi bir sonraki noktaya taşıyacaktır.

Bu noktada son zamanlarda popüler olan minimalizm beynin bu işleyiş mekanızması karşısında baltayı taşa vuruyor.!

Naçizane bir tavsiye, eğer arabayla şehirler arası bir yolculukta iseniz MFÖ Collection albümünü teybe takın. Camı da açın ve yolun keyfini çıkarmaya bakın derim 🙂

Sevmediniz mi? Siz de başkalarına sevdiğiniz bir şarkıyı dinletmeye kalktığınızda bu ne biçim şarkı beğenmedim gibi tepkilerle karşılaşmışsınızdır.

Herkes sizin sevdiğinizi sevecek değil tabi.

Birlikte büyüdüğümüz arkadaşlarımızla neden çok fazla ortak zevkimiz var acaba bunu da siz düşünün. Vesselam 🙂

 

KAFAYI BALIKLA BOZDUK

 

Sürekli karşılaştığım birkaç soru var ? Neden balık tutuyorsun? Neden bu kadar uğraşıyorsun ? , balıkçıdan alsana .. Neden tuttuğun balıkları suya iade ediyorsun ? Yemeyeceksen neden tutuyorsun? gibi ..

Benim balık merakımın olduğunu bilen insanların sorduğu  akla yatkın, basit mantık gelen ilk sorular bunlar oluyor.

Balık benim için mavi demek özgürlük demektir. Huzurumdur . Kafamı kaygılardan, stresden uzaklaştırmak, şehrin keşmekeşinden kaçıştır. Candan sevdiğim bir olaydır .Balıkçılık benim için spordur. Bazen hiç balık tutamazsınız, uygun şartlar oluşmamıştır bu benim için sorun değildir. Bu hobiyi candan yapan insanların bir levrek için sekiz saat durmaksızın at çek yaparak denizi oltasının ucundaki sahte yemiyle dövdüğünü görebilirsiniz. İşte bu gerçekten sportif bir faaliyettir. İki saat yamuk bir kayanın üzerinde durmaya çalışıp aynı zamanda sürekli oltanı denize sallamak SABIR ve dayanıklılık işidir. Ta ki o balığın oltanın ucundaki sahte yeme ilk vuruş anına kadar.

O vuruşu ipin vermiş olduğu feedback ile kamışın ucundan oltayı tuttuğunuz elinizin bileğine kadar o balığı hissedebilirsiniz. Beyniniz bir anda serotonin  ve dopamin ile uyarılır ve bütün yorgunluğunuz  o ana kadar ki bütün uğraşılarınızın hüsranı kaçar gider aklınızdan, herşey silinir tam o anda aklınızdan ve o balıkla baş başa kalırsınız. Tam bu anda balık ve senin aranda bir çekişme başlar. İstersen onu ekipmanının gücü kapasitesinde hunharca makineyi sararak kıyılatabilirsin ama bu pek heyecan vermez ve o hayvanın gücünü aşağılamış olursun  belki de şu yolu tercih edebilirsin.

Balığa şans vermek ve onun gücünü yüceltmek isteyebilirsin. Balık ilk hamlesini yaptığında sende ilk ve tek sert hamleni yaparsın. Bu zamanla kazanılan bir reflekstir. Eskilerin deyimiyle buna “balığı tasmalamak “ denir. Çok sert yaparsan balığın cinsene göre ağzı yırtılabilir ama kuvvetli bir balıksa sende kuvvetini ona göstermelisin. Diyelim ki balığı tasmaladık, balık o anda kurtulmak için elinden geleni en iyi şekilde yapıp sağa, sola, geriye veya bir kayanın altına kaçmak isteyecektir. İşte tam da burada hedef balığını iyi tanımalısın, her balığın karakteri farklıdır. Eşkina, karagöz gibi taş balıkları deliklere kaçarak ipinizin(misina) taşlara sürtünüp kesilmesine neden olabilir , iri bir lüferle baş etmesi zordur hızlı olmalısınız. Bu hissiyata (avını tanımlama) da sahipsiniz veya şans eseri herşey yolunda gitmiş olduğunu varsayalım balığın enerjisini harcamasına engel olmamalısınız ama bununda bir ölçüsü vardı. Balığı çok rahat bırakırsanız kolay kurtulur, ipteki o gerginliği sağlayıp boşluk bırakmadan yavaş yavaş kendinize çekmeye başlayabilirsiniz. Arada sırada sert kafa darbelerini hissediceksiniz, özellikle yassı ve iri balıkların vermiş olduğu sert ve güçlü kafa darbeleri çok heyecanlıdır. Bu çekişme sırasında makinenizin kalama ayarının da ara ara uygunluğunu kontrol edip balığın büyüklüğüne göre ayarlarını gözden geçirmeye çalışacaksın.

Balıkla mı uğraşacaksın , oltayı mı  tutacaksın . Yoksa makineyi mi ayarlayacaksın ? Hiç görmediğin sadece bileğinde hissedebildiğin bir güç ve beyninin en ince damarlarına salgılanan o kimyasalların verdiği  heyecan duygusuyla mı baş edeceksin .Bir bakmışsın balığı kıyılatmışsın, tam bu sırada suyun yüzeyine çıkan balığın büyüklüğünü göreceksin …

Offfff çok  büyük yardım edin !. kepçeee kepçeee !!! diye bağırırken yanında haybeye olta sallayan arkadaşın bir anda yanına koşacak ve o da balığın heybetini görünce bir anda o balığı kendi tutmuşçasına heyecan duyacak, eli ayağına karışacak kepçeyi açamayacak veya kepçe olmayacak o durumda, yanında taşıdığı bir sarı el bezi ile suyun kenarına inip balığı elinden kaydırmayacak şekilde  bez ile balığı ağzından öyle bir kavrayacak ki , balığı çıkardığında parmaklarını  balığın ağzında nasıl kilitlediğine o bile şaşıracak .

Tam bu sırada balığı tutan arkadaşım, sen o balık denize düşmesin diye dua edeceksin yapacak bir şeyin yok 🙂 Eğer o balığı çıkartmaya çalışırken düşerse onu düşünmek bile istemem. Bazen balığı sudan çıkartamadığın durumlar  da olacak ve onun yavaş yavaş yüzerek derinlere uzaklaştığını  izleyeceksin . Belki de bir hüzün çökecek anında ve birkaç saniye sonra onunla yaşadığın mücadelenin hissiyatı aklına gelecek ve özgürlüğüne daha hızlı kavuştuğu için sevineceksin yada küfredip malzemenin kalitesizliğine saydıracaksın .. Gerçi biz balığı yakalayıp çıkarmıştık dimi 🙂 oradan devam edelim.

Balığı çıkarttık.O çok yoruldu ama bizde yorulduk. Nabzının 160+ attığını fark edeceksin ve bir anda durup soluklanmak çok iyi gelecek sonra tekrar balığa dönüp o güzellikle vicdanın baş başa kalacak .Onu alıkoymak mı istiyorsun yoksa tekrar suya iade etmek mi  ? Eğer av limitinin üzerinde ve havyarsız bir balıksa onu almayı hakettin. Limit sınırlarında ise oralarda kararsız kalabilirsin  , beklide av limitinin biraz altındadır ama onu çok istersin , belki ilk balığındır, belki de ilk defa tuttuğun bir balıktır .. İster fotoğrafını  çek suya sal ister al evine götür pişir ailenle paylaş ama sen vicdanını dinle yavru ve havyarlı balığı geri sal , yaşasın ki o da yaşatsın .Cinsel olgunluğa erişmemiş en az bir kere yumurta dökmemiş balığı bizler almayız.  Eğer sen hunharca katliam yapacaksan hiç bu sularda dolaşma senin gözün çok aç , sen git balıkçıdan balığını al bizim güzel meralarımızın da  içine etme.!

 

Üç, beş  saat uğraşıp kısa  bir zaman sürecinde yaşayacağın şu heyecan senin bütün hafta işyerinde , evde orda burada yaşadığın negatif yükü atacak ve haftaya motive olmuş bir şekilde heyecanla başlayacaksın ..Taaaa ki hafta sonunu iple çektiğin , o güzel balıklarla buluşma anına kadar 🙂

Affetmek , anılarınızı  yazmak , hayvanları sevmek ve onlarla oynamak , onların hareketlerini izlemek  , gülümsemek , anın tadını çıkarmak , elektromanyetik alansız bir gün geçirmek , hiç denemediğin bir şeyi yapmak , ortam şartlarına göre taktikler değiştirmek  , bir anda heyecanlanıp bir anda kaybetmek serotonin ve dopamin salgılanmasına yardımcı olarak daha huzurlu ve mutlu hissetmemizi sağlar ve beynimiz için çok faydalıdır . İşte bu yüzden balık beyinliyiz , Kafayı balıkla bozmuşuz 🙂

 

 

 

 

26/06/2019 01:31

Mert  Kahraman

İstanbul/Güngören

youtube-dl

Bazı ölü zamanları ( ulaşım, metrobüs , araba kullanmak gibi ) değerlendirebilmek adına yaptığım birşey var . Youtube dan birşeyler açıp   podcast niyetine dinlemek. Fakat mobil ortamda youtube açtığım zaman,  sevgili youtube telefonumda arka planda birşeyleri dinlememe izin vermiyordu . Ekran ışığı açık , internet açık  şarjımı çok hızlı tüketiyordu.Bu problemi nasıl çözerim diyerekten araştırmaya giriştim ve youtube-dl imdadıma yetişti ..Artık youtube-dl ile tek bir komutla istediğim şarkıyı sadece ses dosyası olarak kaydedebiliyorum .. Denemek istersen ahanda kodlar .

Önce Youtube-dl kuralım

sudo pip install --upgrade youtube-dl

Sonra şu komutu girelim

youtube-dl --extract-audio --audio-format mp3 <Video URL>

–extract-audio  komutu video formatını ses formatına çeviriyor

bu convert işlemi için ffmpeg veya avconv ihtiyacımız var

youtube-dl default olarak avconv kullanıyor , ben ffmpeg kullanıyorum bunun için şu komutları giriyoruz

--prefer-avconv

--prefer-ffmpeg

ffmpeg kurulumu

sudo add-apt-repository ppa:mc3man/trusty-media
sudo apt-get update
sudo apt-get dist-upgrade
sudo apt-get install ffmpeg

Son olarak komut satırına şu şekilde giriyoruz

youtube-dl -x --audio-format mp3 --prefer-ffmpeg <video URL>

-x  , –extract-audio aynı

Directory olarak komut satırında bulunduğunuz yere mp3 dosyasını indirecektir.

Eğer sadece video olarak indirmek istiyorsanız

youtube-dl  <Video URL>

Detaylarını merak ediyorsanız

https://github.com/rg3/youtube-dl#installation

Kolay gelsin 😉